HABERLER

Kudüs'teki Osmanlı Eserleri İlgi Bekliyor
Kudüs'te ayakta kalan az sayıdaki Türk kültür eserlerinden biri olan Kudüs Mevlevihanesi, ilgi bekliyor.

Kudüs'ün Eski Kent surları içinde, Şam Kapısı girişi yakınlarındaki mevlevihanenin cemaati pek yok. Mevlevihanenin yerini de ancak birkaç kişi biliyor.

Kudüs Mevlevihanesi'nde bir aile yaşadığı için, meraklıları ancak aile izin verirse ve ailenin izin verdiği ölçüde eseri gezip görebiliyor.

Tarık Abdülmecid Abdüllatif, mevlevihanenin mescit ve minare duvarının bitişiğine kurulmuş olan evinde eşi ve iki kızıyla yaşıyor. Abdülmecid Abdüllatif'in anne ve babası da evin üst katında oturuyor.

Abdülmecid Abdüllatif, A.A muhabirine yaptığı açıklamada, ailesinin 70 yıldan uzun zamandır burada yaşadığını, büyükbabasının daburada yaşayıp öldüğünü söyledi.

Kudüs Eski Kenti içinde birçok taşınmazın sahibi olan Filistin Vakıf İdaresi'ne yılda 1000 dinar kira ödediklerini belirten Abdüllatif, kiranın son yıllarda arttığından yakınırken, mevlevihanenin acilen tamire de ihtiyacı olduğunu kaydetti.

Abdüllatif, ''İnşaat işçisiyim. Caminin minaresini geçen yıl ben tamir ettim, cebimden para harcadım. Çünkü minarenin eski taşları yerinden düşüyor. Onları değiştirdim'' dedi.

Filistinli inşaat işçisi, ev olarak yerleştiği bölümde, külliyenin kullanılmayan bir odasını oturmaya hazır hale getirirken, yerde bulunan özgün taşları ise duvar örmek için kullandığını anlattı.

Abdülmecid Abdüllatif, mevlevihane içinde bulunan sandukaları da korumaya çalıştığını söyledi. Mevlevihanede avludaki sandukanın yanı sıra içerideki türbede de 3 sanduka daha bulunuyor.

Osmanlı Döneminin Ender Minarelerinden

Mevlevihane ile ilgili araştırmalar yapan Türkistan ve Azerbaycan Araştırma Merkezi (SOTA) Başkanı Mehmet Tütüncü ise Haçlı döneminde burada St. Agnes Kilisesi'nin inşa edildiğini, Müslümanların Kudüs'e gelmesinden sonra kilisenin camiye çevrildiğini, Osmanlıların kenti fethinden sonra da binanın mevlevihane olarak kullanıldığını söyledi.

Tütüncü, A.A muhabirine yaptığı açıklamada, mevlevihanenin kuruluş tarihinin bilinmediğini, Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesi'nde Kudüs Mevlevihanesi'nden söz ettiğini kaydetti.

Tütüncü, ''Kudüs, Mevlevilerin eline geçtikten sonra, caminin üst katına bir semahane inşa edilmiş, doğu kısmına da bir minare yapılmış. Semahanenin giriş kapısı önünde, önceleri yer alan inşa kitabesi ve minareye geçit veren kapı bağlantılarından, bunların 995 yılında yapıldığı tahmin ediliyor'' dedi.

Minarenin, Osmanlı döneminde yapılan ender minarelerden biri olduğunu ve bu nedenle büyük önemi bulunduğunu söyleyen Tütüncü, bu nadir eserin, bugüne dek ayakta kalabildiğini, ancak bugünkü konumu itibariyle tanınmaz halde olduğunu dile getirdi.

Tütüncü, ''Filistin'de 400 yıllık Osmanlı idaresinden kalan önemli bir mekan ve merkez olarak, bu esere gereken önemin verilmesi ve aslına uygun şekilde restore edilerek, değerlendirilmesi gerektiğini'' ifade etti.